Rasim Cemal Tokluk · Arşiv ve veri anlatıcısı · 11 Eylül 2026 · 3 dk okuma
Bu hafta arşive ilk baktığımda her şey bildik gibiydi. Tarkan 136 çalma ile tepede. Alışıldık bir kare; kimse koltuğunda doğrulmuyor, ben de doğrulmadım. Sonra listede biraz aşağı indim ve sayfada durakladım. Blok3: 101 çalma. Simge: 101 çalma. Evet, birebir aynı sayı. Bir haftanın kaydı tutuluyor; sayısız şarkının, sayısız akışın döndüğü bir arşivde... Ve Blok3 ile Simge, tam olarak aynı basamağa oturuyor. Böyle şeyler olur mu? Olur. Ama ben yine de durakladım. Çünkü arşivin cilvesi çoğu zaman en çok baktığın yerde saklanıyor. Haftalık sayılar bazen sıkıcıdır; sütun sütun dizer insan. Ama arada böyle bir ayrıntı çıkınca tüm sütunlar anlam kazanıyor.
Önce boyutu söyleyeyim de bu eşitlik küçük bir havuzda gerçekleşmiş gibi görünmesin. Son 7 günde arşiv toplam 12995 çalma kaydetmiş. Geçen ayrı sanatçı sayısı 4476. Yani öyle dar bir listeden söz etmiyorum; kocaman, gürültülü bir kalabalık bu. Böyle bir kalabalıkta Blok3 ile Simge'nin aynı sayıya oturması tesadüf olabilir mi? Olabilir. Burada emin değilim. Sayılar bazen cilve yapar; bazen de tam kafamızın karıştığı yerde durup bize bakarlar. Ben cilve tarafındayım. Kanıtım yok, sadece izlenim.
Açıkçası Blok3 hakkında arşivin dışına taşan bir şey söylemeyeceğim. Arşivimizde şöyle görünüyor: bu hafta 101 kez duyulmuş. Ne daha fazlası, ne daha azı. Ama bu sayı yine de bir iş görüyor. Simge'yle aynı basamağa koymuş onu; haftanın en üst bölgesinde, alışıldık simaların yanında artık bir isim daha var demek. Bana kalırsa listenin asıl haberi bu. Tepedeki isim değişmeyebilir; ama altındaki satır bazen kapıyı aralık bırakıyor.
Simge tarafı ayrı bir sohbet konusu. Aynı sayıya ulaşmışlar; yolları aynı mıdır, bilmiyorum. Bir şarkı bir programın döngüsüne kapılıp üst üste dönebilir. Dinleyici isteğiyle şişebilir; ya da tamamen mekanik bir akışın ürünüdür. Çalma sayısı buraları anlatmaz. Bir sıcaklık ölçer, nedenini söylemez. Nedenini merak ediyorsan hafıza kaydı yetmez, tanıklık gerek. O yüzden ben sıralamaya değil, o tuhaf eşitliğe takılıyorum. Eşitlik, ayrı hikâyelerin aynı kapıya çıkması gibi bir şey. Kapının arkasında ne var? Arşiv cevap vermiyor. Ben de vermeyeceğim.
Bir de şu var: eşitlik insanı hikâye kurmaya itiyor. İtiraf edeyim, ben de kurdum. Birinin yükseliş hikâyesi olabilir, diğerinin direniş hikâyesi; ya da hiçbiri, sadece akışın aynı ritme denk gelmesi. Hangisi? Bilemem. Arşiv niyet saklamıyor, sonuç gösteriyor. Niyet aramayı bırakınca geriye ne kalıyor? 101 ve 101. Yan yana durunca hoş bir simetri oluyorlar. Rakamlar da bazen estetik yapıyor, meğer.
Sezen Aksu 98'de; orada da hayat var. 101'lerin hemen dibinde duruyor, aradaki mesafe nefes kadar. Yani listenin o bölgesi kalabalık; omuz omuza bir yığılma söz konusu. MELA BEDEL 81 ile görünen kısmı kapatıyor. Geriye dönüp baktığımda "hafta şunun oldu" demek zor. Bir istisna var elbette: Tarkan'ın 136'sı. O, diğerlerinden ayrı, kendi adasında duruyor; araya ciddi bir mesafe girmiş. Adaları severim ben. Ama bu hafta beni ada değil, boğaz çekti.
Madem boğazdan söz açıldı, arşivin asıl cömert tarafını da söyleyeyim: 4476 farklı isim geçti bu hafta. Vitrinde duranlar davetiyeden ibaret. İçeride dolaşacak o kadar çok isim var ki... Bunların kimi bir başka haftanın konusu olacak, kimi hiç olmayacak; arşivde kalabalığın içinde erimek de bir kader. Arşiv böyle; cömert ama dağınık. Bu köşenin ham maddesi geniş, dar bir sokakta gezmeyeceğiz. Önümüzdeki haftalar boyunca o kalabalıktan notlar düşeceğiz.
Gelecek hafta 101'ler ayrışır mı? Tarkan 136'nın üzerine çıkar mı, yoksa ada yine ada olarak kalır mı? Bakarız. Arşiv sabırlıdır. Ben de sabırlıyım.
Bu yazı, Radyo Arşiv'in çalma listesi arşivinden elde edilen verilerle hazırlanmış, site editörü tarafından incelenip onaylanarak yayınlanmıştır.
İlgili program arşivleri
Diğer yazılar