← Blog

Sayılar 2314'ten 1901'e düştü, Eksen'in haftasında eski müzik ayakta

Safiye Özler · Çağdaş ve caz müzik analisti · 11 Eylül 2026 · 3 dk okuma

Sayı sert düştü, seçki eskiye yaslandı

Her hafta aynı merasim. Arşivi açarım, haftanın çalma sayısına bakarım, kahveyi yanıma alırım. Bu hafta karşımıza 1901 çıktı. Geçen hafta 2314'tü. Küçük bir titreme değil; grafikte elle tutulur bir boşluk. Hesap şu: haftaları yan yana koyarsın, aradaki boşluk konuşur. Yine de panik yok. Tek haftalık sayı tek başına hikâye anlatmaz, kimseye de anlatmam. Ama dikkatimi çekti; dikkat çekenin peşinden gitmek de bu işin gereği. İnsanın gözü gidiyor işte, o boşluğa.

Sonrasını yorumlamak zor. Düşüş nereden geldi? Dinleyicinin ayak sesleri mi seyreldi, yoksa ölçüm mü yavaşladı? Arşivimiz şimdilik susuyor. Ben de fazlasını yazmayacağım. Elimdeki listeye bakayım: haftanın programları arasında Güven Yıldız'ın akşam programı var; isminde akşam yazıyor, insan saati sezer gibi oluyor. OLDIES bloğu adını utanmadan, olduğu gibi söyleyerek listeye yaslanmış. Aytun, TCHIBO Gold Selection ile keyifli bir mola vaat ediyor; programın adı bile molaya çıkmış, seviyorum bunu. Barış Akpolat ise Sağır Sultan'la en cesur isim yarışını önden götürüyor gibi.

Açıkçası sayılardan çok bu isimlerin dokusuyla ilgileniyorum. Eksen dendiğinde kulak yeni şey bekler; kanı öyle. Arşivimiz başka bir tablo gösteriyor: haftanın omurgasında eski müzik kokusu var. OLDIES mi dersiniz, Gold Selection mı dersiniz; her biri aynı tarafa bakan bir pencere. Bana kalırsa bu, radyonun yaşlandığı anlamına gelmez. Mekânın hafızası kalınlaşıyor da diyebilirsiniz. Hangisi, emin değilim. İyi ya; köşe yazarının her hafta karar vermesi şart değil.

Listede bir de Eksen Müzik var. İsminde insan yok; mekânın kendisi konuşuyor. Slogan gibi bağıran başlıkların arasında böyle sade bir isim görmek tuhaf bir ferahlık veriyor. Kimi program adıyla neredeyse afiş taşıyor; kimi sade kalıyor, kapıda duruyor. Belki de en ağır işi o yapıyordur. Süsü olmayan programlar hep öyledir.

Karşı tarafı yoklayalım. Yaygın teşhis bellidir: nostalji kuşakları tutar, yeni müzik risk. Bu teşhise katılmıyorum. Eski seçki, tembel seçki demek değil. İyi kurgulanmış bir akşam akışı, özensiz bir yeni albümden çok iş yapar. Tersini savunan olur, haklı da çıkabilir. Ne var ki elimdeki veri hangi programların ayakta olduğunu söylüyor; kimin neden dinlediğini değil. O yüzden teşhis yerine tarif yapıyorum. Tarif en azından yalan söylemez.

Molaya ayrıca bir lafım var. Radyo zaten mola işidir; insan kendi hayatına ara vermeden başkasının seçtisini dinler. Bir programın adını mola diye duyurmak, bu işin farkında olmak demek. Aytun'un kuşağını bu hafta dinledim mi? Dinlemedim. İtiraf edeyim, sırf isimden konuşuyorum. Ama isimler de bir şeydir; radyoda isim, vitrinin ışığıdır.

Sağır Sultan ayrı bir bölüm. Türkçe'de sağır sultan deyince duyulmak istemeyen iktidar gelir aklıma. Bir programın bu ismi taşıması başlı başına bir duruş: dinlemeseniz de anlatıyorum, demek gibi. Haddinden iddialı mı? Belki. Hoşuma gitti mi? Evet. Bazen isim, programı önceden sevilir yapar; bu listede öyle oldu.

Şimdi sayıya dönelim. 1901 düşüş mü, çukur mu, şimdiden bilemem. Gelecek haftanın sayısı 1901'in altına inerse üzülürüm; üzerine çıkarsa geçiciymiş der geçerim. Benim işim bu kadar mütevazı, bu kadar sabırlı. Sayıyı termometre gibi kullanırım: ateş var mı, yok mu, ona bakarım. Ateşin sebebini termometre söylemez; onu gelecek haftaların üst üste binmesi söyleyecek. Şimdilik elimizde tek bir hafta var ve o hafta, eski seçkilere yaslanarak geçti.

Kahve soğudu. Arşiv açık; liste eldeki, sayıda kapanmamış bir soru var. Ben yine aynı masadayım. Sayı düşünce müzik durmaz; sadece hesap değişir.

Bu yazı, Radyo Arşiv'in çalma listesi arşivinden elde edilen verilerle hazırlanmış, site editörü tarafından incelenip onaylanarak yayınlanmıştır.

Diğer yazılar